Kas 26 2014

91’inci yıldönümünü kutladığımız şu günlerde, AKG Grubu – Öner Akgerman’dan çok kıymetli bir Cumhuriyet Bayramı hediyesi aldım. Amerika merkezli the Saturday Evening Post dergisinin 20 Ekim 1923 tarihli baskısının bir kopyasıydı bu… Dergi, Mustafa Kemal Atatürk’le ve eşi Latife Hanım’la yaptığı röportaja sayfalarında yer vermişti. Cumhuriyetin ilanına 9 gün kala yayınlanmış röportajda Atatürk’ten saygı, övgü ve takdirle bahsediliyordu.
Ata’nın “Demokrasi, insan ırkının ümididir” diyerek cumhuriyete inancının altını çizdiği bu röportajı Türkçe’ye de çeviren AKG Grubu’na bir kez daha teşekkür ediyorum. Röportajı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

May 26 2014

Hitay Yatırım Holding olarak, Net Holding ve ABD’li Scientific Games ile birlikte katılacağımız Milli Piyango ihalesi hakkında, Sabah gazetesinden Yasemin Salih’le görüştüm.

Bilyoner’in yüzde 50 ortağı Emin Hitay, Milli Piyango ihalesine Net Holding ve ABD’li Scientific Games’le birlikte katılacak. Hitay, “Kim alırsa alsın biz kazanacağız” dedi
Milli Piyango’nun ilk ihalesine Şans Oyunları Yatırım Holding A.Ş. (Turkcell ) ve DAF (Doğuş Holding/Alarko Holding /Fina Holding)- Yunan OPAP grupları katılmıştı. Ancak ihale, tekliflerin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın belirlediği 1.6 milyar dolarlık başlangıç tutarının üstüne çıkmaması sebebiyle iptal edilmişti. 27 Haziran’daki ihaleye yerli ve yabancı devler talip.

Son kazanan Bilyoner
Geçen yıl şans oyunları şirketi Bilyoner.com’daki hisse oranını yüzde 50′ye çıkaran Hitay Yatırım Holding, buradaki ortağı Çukurova Holding’le bu kez Milli Piyango’da karşı karşıya gelecek. Bilyoner’in Hitay Yatırım Holding’in büyümesinde yüzde 50 payı olduğunu belirten Emin Hitay, “Bilyoner 2013′te 840 milyon liralık ciro elde etti. Bu yıl hedefimiz 1 milyar TL.http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2014/05/25/hitay-talih-kusunu-abdlilerle-ucuracak Bilyoner şans oyunlarında önemli bir platform. Milli Piyango’yu kim kazanırsa kazansın sonuçta bu platformu kullanacağı için biz yine bu ihaleden galip çıkacağız” diye konuştu.

Uçuk bir rakama gitmez
Milli Piyango’nun Türkiye’de lirayla gelir elde eden bir şirket olduğunu vurgulayan Hitay, dolardaki artış nedeniyle çok uçuk bir satış rakamı beklemediklerini anlattı. Hitay, “Şirketin 10 yıllık lisansını almak için şu anda üç grup talip. Bu artabilir. Biz de güçlü alıcılardanız. Büyük şans görmesek girmeyiz” dedi. Türkiye’de şans oyunlarına yıllık yaklaşık 13 milyar lira harcanıyor. Hitay, diğer özelleştirmeleri de takip ettiklerini vurgulayarak şöyle konuştu: “Bence sırada Jokey Kulübü var. Arkasından da Spor Toto gelir. Biz her ikisine de talip olacağız.”

Nis 26 2014

Dün, 11’incisi düzenlenen Liderlik Zirvesi’nde konuşma yapmak üzere Maslak Sheraton Otel’deydim. İş dünyasının önemli isimlerinin konuşmacı olarak yer aldığı zirvede dinleyici olmak da oldukça keyifliydi… Duayen iş adamı, Kibar Holding Kurucusu ve Onursal Başkanı Asım Kibar’ın konuşmasını dinlerken içimden defalarca “işte bu!” dedim. “Aklın yolu bir” derler ya… Asım Bey, istemenin, sebat etmenin, araştırmanın, güven yaratmanın öneminin altını çizerken; “zorunda olmalısınız” diyordu. Evet, zorunda olmalısınız. Bazen, potansiyelimizin tamamını kullanmak için zorlanmamız gerekiyor. Asım Bey’in konuşmasının satır başları; istemek, inanmak ve harekete geçmek… Kendi deneyimlerim de beni, bu kavramlara çıkardı.

35 yıla yaklaşan girişimcilik hayatımı 20 dakikaya sığdırmaya çalıştığım sunumu, haberleştirerek sayfalarında yer veren  Dünya gazetesi “zirvedeki yalnızlığı” başlığına taşımış. Hep söylüyorum; girişimcilik hatalar üniversitesinde hep öğrenci olmak demek, uykusuz geceler demek, özgür olmak isterken başarının esiri olmak; sağlıktan ve özel hayattan fedakarlık etmek demek… Zirvede olmak için hep çalışmak, çok çalışmak ve sonunda zirvede yalnız kalmak demek… “Girişimci olmak isteyenlere tavsiyeniz nedir?” diye soran genç arkadaşlara bazen ben de bir soru sormak istiyorum : “Bütün çabalarınızın sonunda, kendi kendinizi motive edecek kadar yalnız kalmaya hazır mısınız?”

Benim cevabım belli…

(Dünya gazetesindeki haberin tamamını linkten okuyabilirsiniz)

http://www.dunya.com/zirvede-yalniz-patronlari-anlatti-225637h.htm

Nis 26 2014

Haziran 2013’te ilk kez hayata geçirdiğimiz Art Basel Sanat Fuarı gezisine, bu yıl gidecek öğrencileri belirlemek için, geçtiğimiz günlerde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Resim ve Heykel Bölümü hocalarıyla bir aradaydım. Başvuru sayılarının arttığını görmek, geçen yıl kazanan öğrencilerin bu geziden heyecanla arkadaşlarına bahsettiklerini öğrenmek, beni, faydalı bir organizasyon başlattığım yönünde daha da motive etti. Öğrencilerin, özenle hazırladıkları dosyaları incelerken, Haziran 2012’deki blog yazımda yer alan öneriyi bir kez daha aklımdan geçirdim: “İş dünyasının koleksiyoner, sanatsever insanları veya kurumları Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerine sponsor olsa… Gençlerimiz, dünyanın en büyük sanat etkinliklerine, öğrenciyken gidebilme fırsatını yakalayabilse…” Umarım seneye, benim gibi bu tip etkinlikler düzenleyen pek çok yeni sponsor iş insanı olur, daha çok gencimiz böylelikle sanat ufkunu genişletir.

 

Bu yıl, Art Basel Sanat Fuarı’na gidecek Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü öğrencileri Yasem Funda Burnaz, Orhan Onuk ve Heykel Bölümü öğrencisi Yağmur Çalış’ı tebrik ediyorum. Başarılı, hevesli, öğrenmeye açık, heyecanlı, gözleri ışıl ışıl parlayan üç genç arkadaşımla dünyanın en önemli çağdaş sanat etkinliklerinden birini gezmekten büyük keyif alacağım.


Mar 26 2014

21 Mayıs 2013 tarihinde blogumda “Apple mirasını mı harcıyor?” başlıklı bir yazı yazarak, kullandığım iPhone’dan memnun olduğum halde sadece ekran küçüklüğü nedeniyle Samsung S4’e geçtiğimi yazmış ve Apple’ın tek ve küçük ekran inadının devamı halinde pazar payı kaybına uğrayacağını belirtmiştim.

Samsung S4’le başlangıçta aramız iyiydi. Ancak zamanla senkronizasyonda bir e-mail’in “konu” (subject) kısmı ile diğer bir e-mail’in “içeriği” (e-mail body) karışmaya başlayınca, ilişkide gerginlikler başladı. Daha sonra ekranı daha da büyüterek Samsung Note3’e geçtim. Bu arada Android yazılımı da 2-3 kez güncellendi. Buna rağmen Note3’te de sorunlar devam etti. Son olarak geçen ay Endonezya’ya Note Book’umu almadan sadece Note3’le gitmiştim. Orada ne olduysa tüm e-mail’lerim bir anda silindi, “favori”lere aldığım telefon numaraları uçtu, kontaktlarımın da çoğu yok oldu. Örneğin asistanım bana SMS atıyor, ekranda telefon numarası yazıyor, ismi yazmıyor, çünkü yüzlerce kontağımın bilgisinin yanısıra asistanımın kontakt bilgileri de silinmiş. Neyse, e-mail, SMS ve telefon trafiği ile ve saat farkımız nedeniyle de sorunu iki günde çözdük.

Dönüşte buna bir çare bulmam lazım dedim. Peki ne yapacağız?

Apple tutturmuş iPhone’da sadece “baş parmak” ile telefonu kullanmamızı dikte ediyor. Apple’a naçizane tavsiyem, bundan sonraki ürünlerinde kullanıcılarına 3 seçenek sunmalarıdır: Biri şu anki ekran boyutu, ikincisi Samsung S4 ekran büyüklüğü, üçüncüsü ise Samsung Galaxy Mega veya Note3 büyüklüğü olabilir.

Apple ille de başparmak diye ısrar ederse, korkarım iPhone severler Apple’a, üstad Ara Güler’in başparmağını gösterebilirler.

Samsung ise senkronizasyon konusunda ortaya çıkan problemler nedeniyle Android işletim sistemindeki sorunların hızlı çözülmesi için daha fazla gayret göstermeli veya bu problem Android işletim sistemi değil de kendi donanımlarındaki yazılımlar kaynaklı ise acilen çözmelidir. Bunun dışında gayet iyi gidiyorlar. Note Book ve evdeki televizyonum hep Samsung.

Ben ne yaptım? Mantığım hem ekran büyüklüğü ile işimi görecek, hem de senkronizasyonda problem çıkarmayacağını düşündüğüm bir cep telefonu ve işletim sistemini biraraya getirdi ve çok eski bir dosta yeniden merhaba diyerek Nokia Lumia 1520 aldım.

Senkronizasyon problemimiz şimdilik hiç yok, olacağını da düşünmüyorum. Çünkü Windows işletim sistemleri konuşacak. Ekran büyüklüğü tam istediğim gibi, raporlar ve tabloları rahat okuyabiliyorum.

Nokia Lumia 1520’yi aldığım günün akşamı eve geldiğimizde eşime gösterdim. Duvardaki 65 inch Samsung televizyonu gösterip, “bunun ekranı daha büyük” dedi. Oğlum dahil ailecek kahkahalarla güldük.

Microsoft’un Nokia’yı alışı ile ve yeni cihazlarla Nokia’nın yeniden yükselişe geçtiğini söyleyebilirim. Telefon, dizaynı ile gerçekten şık. Windows Phone’u ise işletim sistemi olarak sevdim. Sadece mahremiyete özen önemli. Örneğin size bir SMS geldiğinde masanın üzerindeki telefon ekranı açılıyor ve SMS içeriği ile birlikte okunabiliyor. Bu doğru değil, seçenekli olmalı, istemeyen kullanıcı görmemeli. Neredeyse tablet büyüklüğünde telefon. Telefonu masanın üzerine bıraktığınızda etrafınızdakiler gözucu ile de olsa sizin iletişimlerinizi eğer siz istemiyorsanız görememeliler. Ekranı kendinizin dizayn edebilmeniz güzel. Uygulama simgelerini 3 değişik boyutta ekranda istediğiniz gibi dizayn edebiliyorsunuz. Sevdim…

Bu gidişle dünyada ilk üçün savaşı kızışacak gibi görünüyor.

Hadi bakalım Nokia, tekrar hoşgeldin hayatımıza. Biri başparmak diye tutturmuş, diğeri senkronizasyon sıkıntısı yaşarken at deparını.