Bitcoin, Yeni “Maymun İşi” mi?

Son günlerin en popüler gündem konularından biri kuşkusuz kripto paralar… Çok karlı bir yatırım aracı olarak lanse edilen kripto paralar – özellikle de Bitcoin- dünya gündemine hızlıca bir giriş yaptı, zamanla kendi gündemini de oluşturmaya başladı. Kripto paralar ve blockchain teknolojisi yeni teknolojileri okumayı ve öngörü geliştirmeyi seven yatırımcıların yeni yatırım araçlarından biri oldu. Bazı şirketler maaşları Bitcoin’le ödeyeceğini açıkladı, Kodak gibi köklü bir yapı KodakCoin adında kendi kripto parasını ürettiğini duyurdu.

Konu, tutarlı ve kârlı bir yatırım modeli olarak kripto parayı konumlandırmaksa, ben bu konuda çekinceleri olanlardan biriyim. Geçtiğimiz aylarda yaşanılan gelişmeleri hatırlarsak kripto para piyasasındaki aşırı dalgalanmalar, yatırımcıların bu yeni yatırım aracına güvenlerini sarstı. Bitcoin, yaklaşık yüzde 40 değer kaybetti. Ayrıca Bitcoin’le ilgili dolandırıcılık haberleri de kripto paraların prestijini etkiledi.

Elbette teknoloji hayatımızın her alanını nasıl dönüştürüyorsa, alışveriş araçlarımızı da dönüştürecek; buna itirazım yok. Klasik anlamda “para”nın yerini alacağı düşünülen yeni nesil bir finansal aracın, iktisadi tutarlılığını tam olarak bulmadan; yani rüştünü ispat etmeden “çok karlı bir yatırım aracı” olarak sunulması bana bir fıkrayı hatırlattı…

Bir köyde maymunlar yaşıyormuş. Bir gün maymunları satın almak için bir tüccar gelmiş ve maymun başına 100 dolar vereceğini duyurmuş. Köylüler, adamın deli olduğunu düşünmüşler. “Kim başı boş bir maymuna 100 dolar verir ki” demişler ve maymunları yakalayıp tüccara tanesi 100 dolardan satmaya başlamışlar. Haber kısa zamanda hızla yayılmış ve insanlar maymunları yakalayıp tüccara satmaya devam etmiş. Bir süre sonra tüccar maymun başına 200 dolar vereceğini duyurmuş. Tembel köylüler de kalan maymunları yakalamak için harekete geçmiş ve yakaladıkları maymunları tanesi 200 dolardan satmışlar. Sonra tüccar, maymun başına 500 dolar vereceğini duyurmuş. Köylüler uyumadan maymun yakalamaya başlamış. Kalan birkaç maymun da yakalanmış ve 500 dolardan satılmış. Köylüler, heyecanla bir sonraki duyuruyu beklemeye başlamış. Sonra tüccar, bir haftalığına evine gideceğini ancak dönünce maymun başına 1000 dolar vereceğini açıklamış. Tüccar, bir personelinden maymunlara bakmasını isteyerek köyden ayrılmış. Tüccarın adamı, maymunlarla tek başına ilgilenmeye başlamış. Tüccar eve gitmiş. Köylüler, 1000 dolara satacakları yeni maymunlara bulamadıkları için üzülmüş. Sonra, tüccarın adamı bir maymunu 700 dolardan gizlice satmış. Bu yeni haber de hızlıca yayılmış. Sonuçta tüccar maymunun tanesini 1000 dolardan aldığı için, maymun başına 300 dolar karda olacağını düşünen köylüler sonraki gün maymun kafesinin yanında kuyruk olmuş. Zengin bir adam maymunların çoğunu satın almış, fakir olanlar da tefecilerden borç alarak maymunları satın almışlar. Köylülerse, kendi maymunlarına gözleri gibi bakmış ve tüccarın dönmesini beklemeye başlamış. Ama kimse gelmemiş! Köylüler de tüccarın adamının yanına gitmiş ama o da çoktan gitmiş. Sonra, köylüler hiçbir işe yaramayan ve geri satamayacakları maymunlara 700 dolar ödediklerini fark etmişler.

Bitcoin rüzgarı bir süre daha esmeye devam edecek gibi görünüyor.

Türk kahvenizi dünyanın neresinden alırsınız?

Dünyada bir günde yaklaşık 2,5 milyar fincan kahve tüketiliyor. Bu, dünyada her 3 kişiden birinin günde bir fincan kahve içmesi demek… Benim tercihim, muazzam içim keyfiyle Türk kahvesi. Günde mutlaka 2-3 fincan Türk kahvesi içmek vazgeçilmezlerimden.  Çayı da seviyorum, özellikle Early Grey. Early Grey’de de özellikle sevdiğim bir marka var, damak tadıma uyduğu için mutlaka o markayı tercih ediyorum.  Ancak –şimdilik- Türk kahvesinde özel bir tür tercih etme gibi bir olanağımız yok bildiğiniz gibi.

Türkiye’de Türk kahvesi “çeşidi” denilince; sade, şekerli ve orta gibi şeker seçenekleri geliyor akla… Oysa, Türk kahvesi aslında bir kahve pişirme biçiminin adı. İstediğiniz bir kahve çekirdeğini öğütüp, Türk kahvesi olarak içebilirsiniz. Batı Sumatra kahvesi,  Java kahvesi, Brezilya kahvesi, Colombia kahvesi, Kenya kahvesi, Etiyopya kahvesi gibi… Neden Türk kahvesi için dünyanın çeşitli bölgelerinde üretilen, lezzeti birbirinden farklı bu kaliteli kahve türleri arasında seçim yapmayalım ki? Türk kahvesi yapmak için öğütülen kahvelerin  en ucuz, düşük kaliteli kahve çekirdeklerinden seçildiği bir piyasada, daha kaliteli kahveler içmeye, kendi damak tadımıza uygun seçeneği tercih etmeye hakkımız var diye düşünüyorum. Oluşturulan değişik seçenekler Türk Kahvesi ve Kültürü Araştırma Derneği öncülüğünde Türk kahvesi sevenlere tattırılabilir.

Türk kahvesi, ülkemizin en önemli kültürel miraslarından biri. En iyi şekilde gelecek nesillere aktarılmayı; kaliteyle, farklı damak zevkleri için seçenekli olarak, modern çağın gereklerine uygun biçimde sunulmayı hak etmiyor mu?

Bloomberg HT Ana Haber Program Kaydı

28 Temmuz Cuma günü deneyimli gazeteci Ali Çağatay’ın sunduğu Bloomberg HT Ana Haber’e konuk oldum. Çağatay’la faizler, illegal bahisin engellenmesi, Varlık Fonu ve Milli Piyango ihalesi üzerine konuştuk.

Uber, booking.com… Vergi ve ötesi

Son günlerde basında yer alan haberlerden “booking.com” konusunda hepimizin haberi olmuştur. TÜRSAB’ın açtığı dava sonucu booking.com mahkeme kararıyla kapatıldı, ortalık karıştı.

Yine bildiğiniz gibi Uber uygulamasını yükleyip Türkiye’de de araba çağırabiliyorsunuz. Ancak bu da yasalarımıza uygun değil diye arabaları durdurulup ceza kesilebiliyor veya arabalara el konabiliyor.

Yaklaşık 70 milyar dolarlık piyasa değeriyle dünyanın en büyük taşımacılık şirketlerinden birine dönüşen Uber, son zamanların en başarılı yatırımlarından biri. Bir girişimci olarak Uber’in ülkemizde yasadışı taşımacılık suçlamasıyla yaşadığı sıkıntılara iki taraflı olarak bakmak gerektiğini düşünüyorum.

New York’a gittiğimde; araba seçeneklerinden, kolaylığından ve arabada bir şey düşürme ihtimalinde sürücüsünü hemen bulabildiğimden dolayı her zaman Uber’i tercih ediyorum. Bu sefer gittiğimde, arabadan inerken şoförün kendi ekranının fotoğrafını çektim.

eminhitay-uber

Fotoğraftan da anlaşılacağı gibi… Bu Uber yolculuğum toplam 12.58 $ tutmuş. Bunun 3.15 $’ını Uber, toplam tutarın yüzde 6,75’i olan 0.85 $’ı New York eyaleti satış vergisi olarak, 0.24 $’ı da yine Uber şirketi Black Car fonu olarak alıyor. Geriye kalan ve ekranın en üstünde bulunan 8.34 $’ı da sürücüye kalan para. Yani ödediğim paranın sadece %66.3’ü sürücüye kalıyor. Bu ekranda görünen taraf. Gelin şimdi bu işlemin vergi boyutuna bakalım.

Üç vergilendirme birlikte işliyor: Birincisi ekranda gördüğünüz satış vergisi. Bunu New York eyaleti alıyor. Amerika’da her eyalet devlet mantığı ile yönetildiğinden New York eyaleti bu vergiyi alıyor. Diğer eyaletlerde bu vergi daha az veya daha fazla olabiliyor. Aslında bu vergiyi New York eyaletinde her yerde ödüyorsunuz. Restoranlarda, alışverişte her yerde bu vergi var. İkinci vergi ise Uber’in gelirlerinden ödediği kurumlar vergisi. Üçüncüsü de Uber sürücüsünün gelirleri üzerinden verdiği gelir vergisi. Burada, yasaya aykırı bir durum, vergi kaçırma da söz konusu olamaz, çünkü her şey kayıt altında ve elektronik yürüyor.

Gelelim Türkiye’ye… Uber Türkiye’de ne kadar vergi veriyor? Sıfır…

Uber, yurtdışında kurulduğu için kazançlarının vergilerini kurumlar vergisi olarak o ülkede ödüyorlar. Buna hem Avrupa Birliği, hem Türkiye hem de diğer ülkeler aslında karşı. Bu durum Google, Facebook gibi şirketlerde de sıkıntılı başladı, ancak Türkiye ofislerini açarak, ülkemizden elde ettikleri kazançların vergilerini yine ülkemizde vermeye başladılar ve sorun çözüldü.

Hazır konu açılmışken; yakın zamanda booking.com’un yaşadığı Türkiye hizmetlerinin durdurulması uygulamasını da farklı işletmek gerekirdi diye düşünüyorum. Erişimi hemen durdurmak yerine; ülkemiz sınırlarında şirketleşmeye gidilmesi yönünde uyarı yapılsa, belli bir süre içerisinde şirketleşmeye gidilmezse o zaman erişiminin engelleneceği bildirilseydi daha yumuşak bir geçiş yapılabilirdi diye düşünüyorum.

Uber’in veya diğer .com şirketlerinin kuruldukları ülkelerde kuruşuna kadar vergi verirken, ülkemizde sıfır vergi ile çalışıp para kazanmalarının ve bu paraları ülkelerine aktarmalarının ne kadar hakkaniyetli olduğu yorumunu sizlere bırakıyorum…

Gelenek Devam Ediyor

Tam beş yıl önce; Haziran 2012’de kaleme aldığım blog yazımda, çağdaş sanat fuarı Art Basel’in öneminin altını çizmiş; genç sanatçı adaylarının görmesi gereken, sanat anlayışlarına ve görgülerine muazzam katkılar sağlayacak bir etkinlik olduğunun altını çizmiştim.

Yıl 2017 oldu… Geçtiğimiz dört yıl boyunca Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ile birlikte, resim ve heykel bölümlerinden 12 sanat öğrencisinin Art Basel’i gezmesini; çağdaş sanatın en önemli etkinliklerinden birini görmelerini sağladık. 2016 jürisinde değerli öğretim üyeleriyle yaptığımız sohbetler sonucunda etkinliğin kapsamını bir yıl Venedik Bienali, bir yıl Art Basel olacak şekilde ve katılımcılar arasına bir de fotoğraf öğrencisi eklemeye karar vermiştik.

Geçtiğimiz günlerde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü öğretim üyeleri; Prof. Fatma Akyürek ve Prof. Neslihan Pal, Yrd. Doç. Önder Büyükerman, Yrd. Doç. Ayla Aksungur ve Yrd. Doç. Yıldız Güner; Resim Bölümü öğretim üyeleri Prof. Aydın Ayan, Yrd. Doç. Umur Deniz, Yrd. Doç. Sedat Balkır ve Yrd. Doç. Mete Ağyar; Fotoğraf bölümü öğretim üyeleri Prof. Nihal Kafalı, Prof. Murat Şen, Doç. Ozan Bilgiseren, Doç. Seçkin Tercan ve benim de içinde bulunduğum birer seçici kurulla birlikte Venedik Bienali’ne gidecek 4 genç sanatçı adayını belirlemek üzere bir araya geldik.

Bu yıl, Venedik Bienali’ne gidecek Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümü öğrencileri Şeyma Barut, Merve Yavuz, Heykel bölümü öğrencisi Emrah Önal ve Fotoğraf bölümü öğrencisi Bekir Dindar’ı bir kez daha tebrik ediyorum. Heyecanlı, gözleri parlayan ve hedefini belirlemiş genç arkadaşlarımın sanat yolculuklarına bir adım eklemiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

 

venedik

İstanbul Art News Dergisi Röportajı (Kasım 2016)

Sanat dünyasının önemli basın mecralarından İstanbul Art News dergisinin Kasım sayısı için sanat ve koleksiyonerlik üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Fotoğrafları büyütmek için üzerine tıklayabilirsiniz.

koleksiyoner emin hitay

sanat koleksiyoneri emin hitay

eminhitay15112016

Forbes dergisi – Focus köşesi

English  Bahasa Indonesia  

Forbes dergisi editörü Eyyüp Karagüllü’nün Forbes dergisindeki Focus başlıklı köşesine konuk oldum. Girişimcilik, Endonezya projemiz, yeni yatırımlar ve sanat üzerinde keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

emin hitay forbes