Geçtiğimiz hafta Veliefendi Hipodromu’nda, Türk spor tarihinin en köklü ve görkemli geleneklerinden biri olan
Gazi Koşusu’nun 100. yılına tanıklık etmek benim için hem kişisel hem de kurumsal anlamda tarif edilemez bir gurur vesilesi oldu.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adına 1927 yılından bu yana kesintisiz düzenlenen bu tarihi derbide, Hitay Holding grup şirketimiz
Bilyoner’in desteklediği Kocatepe Koşusu ile yer almak bizlere ayrı bir heyecan verdi. Kocatepe Koşusu'nu kazanan şampiyon safkan Etsuko’nun kupasını, adaşım Mehmet Emin Ekenler’e takdim etmek güzel bir tesadüf oluştururken; 100. Gazi Koşusu’nun galibi Bay Nalçakan’ın sahibi Emrah Nalçakan’ı da yürekten kutluyorum. Böylesine simgesel bir dönüm noktasında isimlerini Türk atçılık tarihine altın harflerle yazdırdılar. Bu başarıların, gelecek kuşaklara anlatılacak asırlık hikâyenin unutulmaz sayfaları arasında yer alacağına inanıyorum.
Yarış günü tribünlerdeki o büyük coşkuyu solurken, insan zihnini bu büyük geleneksel mirasın nereden geldiğini düşünmekten alıkoyamıyor. Hipodromlarımız sadece birer spor alanı değil; Osmanlı'dan Cumhuriyet'e, kentleşmeden teknolojiye kadar modernleşme tarihimizin en canlı tanıklarından biri.
Tarihin sayfalarını biraz karıştırdığınızda, yarış kulvarlarının arkasında çok renkli ve şaşırtıcı bir toplumsal hafıza çıktığını görüyorsunuz: Bu hafıza, at yarışlarının yalnızca sportif değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal bir miras olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.
Padişahı Kızdıran Yarış ve İngiliz Başyargıç (1855-1865)
19. yüzyılda Kağıthane’deki yarışlar, Osmanlı’nın Batı ile kurduğu diplomatik ve sosyal ilişkilerin merkezindeydi. Kırım Savaşı döneminde İstanbul’da bulunan Britanya Yüksek Mahkemesi Başyargıcı Sir Edmund Hornby’nin anılarında anlattığı bir olay, dönemin ruhunu çok iyi özetliyor:
Bir yarışta hakemlik yapan Hornby, başka bir atın Padişah Abdülaziz'in atını yarım boy farkla geçtiğini görüp rakibin birinciliği ilan eder. Buna sinirlenen Sultan yarışın tekrarlanmasını emreder ve hakem kulesine kendi yaverini oturtur. Ancak tekrarlanan yarışta da Sultan'ın atı birinci olamaz ve tartışmasız şekilde üçüncü olur, Hornby her şeye rağmen tatlı bir dille Sultan'dan özür diler ve sporun tarafsızlığı korunmuş olur. Aradan geçen yıllara rağmen bu anekdot, sporun adalet ve tarafsızlık ilkelerinin ne kadar köklü olduğunu göstermesi bakımından hâlâ gülümseten ve düşündüren bir örnek niteliğinde:
19. Yüzyılda Kağıthane'deki at yarışlarını resmeden tarihi gravür kartpostal (1869), Son Ayakta Kim Geldi? Ozan Torun
Başkenti Planlarken: 1932 Ankara İmar Planı
At yarışları Cumhuriyet'in ilk yıllarında sadece bir spor değil, modern kentleşmenin ve sosyal yaşamın vazgeçilmez bir parçasıydı diyebiliriz. Dünyaca ünlü şehir plancısı Hermann Jansen’in 1932 tarihli Ankara Kent Planı’na baktığınızda; hipodrom ve stadyum alanlarının kentin gelişim aksında tam merkezde, ne kadar stratejik bir noktaya yerleştirildiğini görmek mümkün. Bu yaklaşım, at yarışlarının yeni Cumhuriyet’in sosyal yaşamında ve kent kültüründe üstlendiği merkezi rolü de gözler önüne seriyor.
Hermann Jansen 1932 Ankara İmar Haritası, Son Ayakta Kim Geldi?, Ozan Torun
Türkiye'nin İlk Canlı Renkli Yayını TJK’dadır
Pek bilinmez ama Türkiye Jokey Kulübü, 1976’da Türkiye’de kendi televizyonunu kuran ilk kulüptü; o yıllarda Türk toplumunu renkli televizyonla tanıştırdı diyebiliriz. TRT’nin henüz tek kanallı ve siyah-beyaz yayın yaptığı yıllarda, TJK kendi kameraları ve mobil araçlarıyla Veliefendi'den renkli yayınlar yapmış, hatta TRT dahi Gazi Koşusu görüntülerinde TJK altyapısından faydalanmıştır.
1978 Gazi Koşusu mirasını anlatan Renkli Yayıı https://www.youtube.com/watch?v=bZDW_8BTW4A&t=72s
Sinemadan Sanata Toplumsal Bir Kahraman: Bold Pilot
1960'lardan itibaren Yeşilçam sinemasında kent insanının umudunu simgeleyen yarışlar, 90'lı yıllarda efsane safkan
Bold Pilot ve unutulmayan jokeyi Halis Karataş ile toplumsal bir fenomene dönüştü. Özdemir Atman'ın vizyonuyla yetişen Bold Pilot, sadece pistlerde kırdığı rekorlarla değil, stadyumları dolduran binlerce insanı kenetleyen birleştirici gücüyle de tarihe geçti. Bold Pilot’un hikayesi, atçılığın insanlarda yarattığı ortak heyecanın ve güçlü duygusal bağın en unutulmaz örneklerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor.
TJK Bold Pilot Veda Gazete İlanı, Son Ayakta Kim Geldi?, Ozan Torun
Geleceğe Taşınan Asırlık Miras
Gazi Koşusu; tutku, disiplin, soy kütüğü takibi ve büyük bir emek isteyen asırlık bir gelenek… Bir organizasyonun 100 yıl boyunca heyecanını, prestijini ve toplumsal karşılığını kaybetmeden ayakta kalması tesadüf değildir. Arkasında güçlü kurumlar, vizyoner at yetiştiricileri ve işine tutkuyla bağlı ekipler vardır. Mustafa Kemal Atatürk’ün “At yarışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır” vizyonuyla temellerini attığı ve Türk atçılığının en büyük onuru olarak bizzat kendi adına düzenlenen Gazi Koşusu, şüphesiz bu geleneğin zirvesi.
Türkiye Jokey Kulübü’nün bu mirası bir asırdır aynı özen ve teknolojik yenilikçilikle yaşatması gerçekten takdire şayan. Gazi Koşusu’nun 100. yılında bu atmosferi yerinde solumak, geleneğin modern vizyonla nasıl geleceğe taşındığına tanık olmak bizlere de ilham veriyor. Gelecek kuşaklara aktarılacak daha pek çok Gazi Koşusu’nda buluşmak dileğiyle...
10 Haziran 1927, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Gazi Koşusu’nu izlerken